Uluslararası Ehlibeyt (a.s)Haber Ajansı -ABNA- ABD basınında yayımlanan yeni bir istihbarat değerlendirmesi, İran eksenli krizlerin küresel güç dengeleri üzerindeki etkisine ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Washington Post’un haberine göre Amerikan istihbarat çevrelerinde hazırlanan gizli analizlerde, uzun süren askeri gerilimlerin en büyük jeopolitik avantajı Çin’e sağladığı değerlendiriliyor.
Raporda, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri faaliyetleri nedeniyle mühimmat stoklarında ciddi baskı oluştuğu ve bunun Washington’un farklı bölgelerdeki caydırıcılık kapasitesini tartışmalı hale getirdiği belirtildi. Özellikle Avrupa ve Asya’daki bazı müttefiklerin, kriz dönemlerinde ABD’nin sürdürülebilir askeri destek kapasitesine dair soru işaretleri taşımaya başladığı ifade edildi.
Analizde dikkat çeken bir diğer unsur ise Çin’in doğrudan askeri çatışmaya dahil olmadan diplomatik ve ekonomik etkisini artırması oldu. Pekin yönetiminin, enerji güvenliği, ticaret ağları ve bölgesel diplomasi üzerinden birçok ülkede etkisini genişlettiği; ABD’nin yoğunlaştığı alanlarda ise alternatif ortak olarak öne çıktığı kaydedildi.
Uzmanlara göre Çin, Washington’un askeri maliyetler nedeniyle zorlandığı süreçte daha düşük riskli ancak uzun vadeli sonuçlar doğurabilecek bir strateji izliyor. Özellikle Körfez ülkeleriyle ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesi ve Asya merkezli ticaret hatlarının güçlendirilmesi, Pekin’in küresel nüfuzunu artıran başlıca unsurlar arasında gösteriliyor.
Amerikan güvenlik çevrelerinde ise “ABD boşluğu” tartışmalarının giderek daha yüksek sesle dile getirildiği belirtiliyor. Bazı eski savunma yetkilileri, uzun süreli bölgesel krizlerin Washington’un kaynaklarını tüketirken Çin’e zaman ve alan kazandırdığı görüşünü savunuyor.
Öte yandan Çin yönetimi kamuoyuna yaptığı açıklamalarda tarafsız ve dengeli diplomasi vurgusunu sürdürürken, askeri gerilimlerden doğrudan fayda sağladığı yönündeki değerlendirmelere açık yanıt vermiyor.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, İran merkezli krizlerin artık yalnızca bölgesel güvenlik meselesi olmaktan çıktığını ve ABD-Çin rekabetinin yeni cephelerinden biri haline geldiğini belirtiyor. Önümüzdeki dönemde Washington’un hem askeri kapasitesini hem de müttefikleriyle güven ilişkisini yeniden güçlendirmeye yönelik adımlar atmasının beklendiği ifade ediliyor.
yorumunuz